Şefaat Nedir? Şefaat Etmek Ne Demek? Şefaat Hakkında Her Şey

Şefaat Nedir? Şefaat Etmek Ne Demek?

Şefaat Nedir? Şefaat Etmek Ne Demek? “Şefâat Arapça bir kelime olup lügatta; başkasından bir başkası için hayrı istemektir. Istılahta ise; Kıyâmet gününde şefâatçilerin, günahkâr olan Müslümanları Cehennem azabından kurtarmak için Allâh’tan af ve mağfiret dilemeleridir. Şefâat hem Kur’ân-ı Kerîm’le hem Hadîs-i Şerîf’lerle hem de âlimlerin icmaı ile sabittir.

Allâh-u Teâlâ El-Bakarah Sûresi’nin 255. Âyet-i Kerîmesi’nde şöyle buyuruyor:

۞‭ ‬مَن‭ ‬ذَا‭ ‬الَّذِي‭ ‬يَشْفَعُ‭ ‬عِنْدَهُ‭ ‬اِلَّا‭ ‬بِاِذْنِهِ‭ ‬۞

Anlamı: “O’nun (Allâh’ın) izni olmadan kim şefâat edebilir ki!”

Allâh-u Teâlâ El-Enbiyâ Sûresi’nin 28. Âyet-i Kerîmesi’nde şöyle buyuruyor: 

۞‭ ‬وَلَا‭ ‬يَشْفَعُونَ‭ ‬اِلَّا‭ ‬لِمَنِ‭ ‬ارْتَضَى‭ ‬۞

Anlamı: “Allâh’ın dîninden razı olduğundan başka kimseye şefâat etmezler.”

Şefaat Nedir? Şefaat Etmek Ne Demek?

Şefaat Nedir? Şefaat Etmek Ne Demek?

İmâm Muslim ve İmâm Tirmizî’nin rivâyet ettikleri bir Hadîs-i Şerîf’te Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: “Her Peygamberin kendisinden kabul edilen bir duası vardır. Öyle ki her Peygamber bu duasında çabuk davranmıştır (duasını dünya hayatında istemiştir).
Ben ise onu Kıyâmet gününde ümmetime şefâat
etmek için sakladım. O halde ümmetimden şirke düşmemiş bir halde ölen kimse inşâallâh ona nâil olacaktır.”

İmâm Hâkim, İbn Hibbân ve başkalarının da rivâyet ettiği sahîh bir Hadîs-i Şerîf’te Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: “Şefâatim, ümmetimin büyük günahkârlarınadır.”

İmâm Beyhakî ve İmâm Darakutnî’nin rivâyet ettikleri bir Hadîs-i Şerîf’te Peygamber Efendimiz ﷺ‭ ‬şöyle buyuruyor: “Kim kabrimi ziyaret ederse şefâatimi hak etmiştir.” Hadis hafızı İmâm Es-Subkî bu hadîsin isnâdının kuvvetli olduğunu bildirmiştir.

İmâm Muslim ve İmâm Ahmed’in rivâyet ettikleri bir Hadîs-i Şerîf’te Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyuruyor: “O günde (Âhiret’te) secdeye kapanıp Allâh’a dua ederim. O zaman bana şöyle denir; (Yâ
Mu
hammed) başını kaldır. İste sana verilsin, şefâat et şefâatin kabul olunsun ve söyle, sen işitilensin. Ben de ‘Ümmetim ümmetim’ diyeceğim.”

İmâm İbn-i Mâceh ve İmâm Ahmed’in rivâyet ettikleri bir Hadîs-i Şerîf’te Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyuruyor: “Bana iki seçenek sunuldu; ya şefâat ya da ümmetimin yarısının Cennete girmesi. Ben de şefâati seçtim, çünkü şefâat daha geniş ve daha kapsamlıdır.”

Şefâati inkâr edenlere gelince bu inanç üzerinde kalırlarsa muhakkak ki onlar şefâatten mahrum kalacaklardır. Bu konuda o kadar âyet ve hadis vardır ki, bir yazıya sığdıramayız. Yukarıda zikredilen âyet ve hadîsler sadece bir örnektir. 

Şefaat Nedir? Şefaat Etmek Ne Demek?

Şefâati inkâr edenler, kendilerince bunu ıddia ettiler;

El-Muddessir Sûresi’nin 48. âyetine dayanarak iddia ettiler. Bu âyetin manası şudur: “Artık şefâatçilerin şefâati onlara fayda vermez.” Hâlbuki bu âyet kesinlikle Müslümanlar hakkında değil, müşrikler hakkındadır. Bu âyetten önce gelen âyetler de bunu açıkça gösteriyor. İşte o âyetlerin manaları:

42.“Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir?“ 43. Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik, 44. Yoksulu doyurmuyorduk, 45. (Bâtıla) dalanlarla birlikte dalıyorduk, 46. Âhiret gününü de yalanlıyorduk, 47. Sonunda bize ölüm geldi. 48. Artık onlara şefâatçilerin şefâati fayda vermez.”

İşte kendisinden önceki âyetlerden de anlaşıldığı üzere âyetin müşrikler hakkında olduğu apaçıktır. 46. âyette geçen  “Âhiret gününü de yalanlıyorduk.” ibaresinden de müşrik oldukları bellidir. Çünkü âhiret gününe iman etmeyen, Müslüman değil, müşriktir. Dolayısıyla 48. âyette geçen “Artık şefâatçilerin şefâati onlara fayda vermez” yani o müşriklere şefâatçiler şefâat etmez. Çünkü şefâat sadece Müslümanlar’a mahsustur. Kâfirlere Kıyamet gününde şefâat yoktur.

El-Enbiyâ Sûresi’nin 28. âyetinin manası şöyledir:

“Allâh’ın, dîninden razı olduğundan başka kimseye şefâat etmezler.” Yani sadece Mü’minlere şefâat vardır. Yani îman üzere ölenin dışındaki kimseye şefâat etmezler. Kâfirlere, ne Peygamberlerden biri ne Melekler ne de başkalarşefâat eder. Hatta Efendimiz Muhammed ﷺ‭ ‬akrabalarından dahi olsa (tıpkı Ebu Leheb gibi)  küfür üzere ölen kimseye şefâat etmez. Aynı şekilde Efendimiz Îsâ kendisine ibâdet edenlere şefâat etmez. Efendimiz Mûsâ da, Îsâ ve
Muhammed’i yalanlayan yahûdilere şefâat etmez.

Peygamberler, ilmi ile amel eden âlimler, şehitler ve melekler şefâat ederler. Peygamberler yaratılmışların en fazîletlisidirler  ve onların da en fazîletlisi Efendimiz Muhammed’dir. Peygamberler ümmetlerinden bazı büyük günahları olanlara şefâat ederler. Allâh’a söven; Peygamberlerle, Meleklerle, namazla, oruçla veya şerîatın hükümleriyle alay eden kimseye şefâat etmezler. Çünkü o kişi kâfirdir. Kafire de asla şefâat edilmez.

Meleklerin kesinlikle günahları yoktur. Allâh’a ibâdet etmekten başka bir şey seçmezler. Allâh nezdinde üstündürler. Hepsi Müslümandır. Allâh’a taat eder kesinlikle isyan etmezler. Allâh-u Teâlâ melekleri, tövbe etmeden ölen  günahkâr Müslümanlar’a Âhiret’te şefâatçi kılar.

Aynı şekilde Allâh yolunda şehit düşen Müslüman, kendi ailesinden 70 günahkâr Müslümana şefâat eder.

Ayrıca ilmiyle amel eden sadık, takva sahibi âlimler de şefâat ederler.

Şefaat Nedir? Şefaat Etmek Ne Demek?

Şefâat İki Kısma Ayrılır

1-Günahlarından dolayı Cehennem’e girmeye müstahak oldukları halde Cehenneme girmekten kurtulmak için kendilerine şefâat edilen günahkâr Müslümanlar.

2- Cehennem’e girdikten sonra müstahâk oldukları süre dolmadan Cehennem’den çıkarılmaları için kendilerine şefâat edilen günahkâr Müslümanlar

Allâh-u Teâlâ Peygamberlerin, Meleklerin, şehitlerin ve ilmiyle amel eden âlimlerin sadece Müslümanlara şefâat etmelerine izin verir ve şefâatlerini kabul eder. Muttaki Mü’minlerin ise şefâate ihtiyaçları yoktur.

Ey Müslüman Kardeşim!

Kim Allâh’ın Peygamberlerinden herhangi birinin Kıyâmet gününde bir kâfire şefâat edeceğine îtikad ederse küfre girer, çünkü Kur’ân’ı yalanlamış olur. Aynı şekilde Allâh-u Teâlâ’nın Kıyâmet gününde bazı Müslümanlara merhamet ettiği gibi kâfirlere de merhamet edeceğine îtikad ederse dinden olur. Çünkü Allâh-u Teâlâ Âhiret’te merhametinin sadece Müslümanlara has olacağını bize bildirdi.

En Büyük Şefâat

Şefâat-i Uzme, yani en büyük şefâat, Peygamber Efendimiz Muhammed’e ﷺ has kılınmıştır.

İmâm Buhârî ve İmâm Muslim’in rivâyet ettikleri bir Hadîs-i Şerîf’te Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyuruyor: “Kıyâmet günü olduğunda insanlar birbirlerine karışırlar. Her ümmetten bazı günahkâr Müslümanlar toplanıp Âdem (Peygamber)’e giderek ‘Bize şefâat et’ derler. Âdem (Peygamber) ‘Ben bu şefâatin sahibi değilim, İbrâhîm (Peygamber)’e gidiniz’ der. Onlar da İbrâhîm (Peygamber)’e gidip ondan şefâat isterler. O da ‘Ben bu şefâatin sahibi değilim, Mûsâ (Peygamber)’e gidiniz’ der. Onlar da Musâ (Peygamber)’e gider ondan şefâat isterler. O da ‘Ben bu şefâatin sahibi değilim, Îsâ (Peygamber)’e gidiniz’ der. Onlar da Îsâ (Peygamber)’e gidip ondan şefâat isterler. O da ‘Ben bu şefâatin sahibi değilim, Muhammed (Peygamber)’e gidiniz’ der. Onlar da Efendimiz Muhammed’e gidip ondan şefâat isterler. Peygamber Efendimiz Muhammed ‘Ben yaparım’ der. Hemen secdeye kapanıp Allâh’a dua ederim. O zaman bana şöyle denir; ‘(Yâ Muhammed) başını kaldır iste sana verilsin, şefâat et şefâatin kabul olunsun ve söyle, sen işitilensin.’  Ben de ümmetim ümmetim diyeceğim.”

Bu hadîste geçen Peygamber Efendimiz’in “ben yaparım” demesi büyük şefâat hakkındadır. Çünkü her Peygamber sadece kendi ümmetinden olan günahkâr Müslümanlar’a dua eder. Ama bu hadîste toplanan grupta her ümmetten insanlar olduğu için bu şefâat yetkisi sadece Peygamber Efendimize verilmiştir. Bundan dolayı diğer Peygamberler ben yapamam demiştir. Hâşâ bazıların iddia ettikleri gibi “Âdem Cennet’teyken ağaçtan yediği için” veya “İbrâhîm (hâşâ) yalan söylediği için” veyahut ”Mûsâ adamı öldürdüğü için onların durumu ne olacak diye belli olmadığı için şefâat edemezler.” anlamında değildir. Muhakkak ki Peygamberler şüphesiz Cennetliktir. Bütün Peygamberler bunu çok iyi biliyorlar. Nasıl olur da bizim hâlimiz ne olacak diye şüphe edecekler? Buradaki mesele şudur; her Peygamber kendi
ümmetinden olan günahkâr Müslümanlara şefâat eder. Burada toplanan grup her ümmetten olduğu için bu şefâat yetkisi sadece Peygamber Efendimiz’e verilmiştir.

Allâh’ım!

Senden bizlere merhamet ve mağfiret etmeni diliyoruz. Kalplerimizi iman üzerine sâbit kıl ve Peygamber Efendimiz’in bizlere şefâat etmesini nasip eyle. Bizleri  “Lâ İlâhe İllallâh Muhammedun Rasûlullâh” kelimesi üzerinde vefat edenlerden eyle.

Teşekkürler:

    1. Merve Yeşim 27 Aralık 2020
      • Makale Cafe 27 Aralık 2020
    2. ahmet Alasancak 27 Aralık 2020
      • Makale Cafe 27 Aralık 2020
    3. Almina Adıvarlar 27 Aralık 2020
    4. Zekeriya Han 27 Aralık 2020
      • Makale Cafe 27 Aralık 2020
    5. Makale Cafe 27 Aralık 2020
    6. Zekeriya elkhair 28 Aralık 2020
      • Makale Cafe 28 Aralık 2020

    Yorumdan Çık