Osmanlıların Peygamber Efendimizin Eserleriyle Teberrükü

Din
2.893
Osmanlıların Peygamber Efendimizin Eserleriyle Teberrükü

Osmanlıların Peygamber Efendimizin Eserleriyle Teberrükü; Has Oda’da yapılan Hırka-i Şerîf ziyareti, Yavuz Sultan Selîm’in 1517 senesinde Hırka-i Saâdet ve diğer Mukaddes Emânetler’i İstanbul’a getirmesiyle, her yıl Ramadân ayında yapılarak bir gelenek haline dönüşmüştür. Genelde Ramadân ayının on beşinde yapılan ziyaret, kimi zaman ayın farklı günlerinde de yapılabiliyordu. (Tayyarzâde, ”Târih-i Ata”, I, 218-219 )

Hırka-i Şerîf ziyaretinden önce Hırka-i Şerîf’in bulunduğu oda temizlenirdi. Bu temizliğe bizzat Padişah da katılırdı. (Tayyarzâde, a.g.e., I, 215)

Hırka-i Şerîf ziyareti için Şeyhü’l İslâm’ın hazırladığı deftere göre bütün alimlere, kadılara, Selâtin Câmii imamlarına ve devletin önde gelenlerine davetiye gönderilirdi. (Tayyarzâde, a.g.e., I, 214-215)

Hırka-i Şerîf sandığı Padişah’ta olan altın bir anahtarla Padişah tarafından açılırdı. Bu arada Hırka-i Şerîf’in küçük bir köşesi bir tas içerisindeki suyla ıslatıldıktan sonra hemen kurutulurdu. Tasta kalan su, testiler dolusu suya damlatılır, akabinde bu su dolu testiler ”Hırka-i Saâdet Suyu” adı altında hediye olarak dağıtılırdı. Teşrifât usûlü ve kâidesince Padişah, Hırka-i Şerîf sandukasının yanında dururdu. Sadrazamdan başlayarak sırasıyla Şeyhü’l İslâm Efendi ve vezirler, hemen ardından alimler, kadılar ve devletin önde gelenleri Hırka-i Şerîf’i ziyaret ederlerdi. Ziyaret bittikten sonra Hırka-i Şerîf tekrar Padişah tarafından sandığa yerleştirilirdi. (Tayyarzâde, a.g.e., I, 215- 216)

İlk zamanlarda Hırka-i Şerîf ziyareti için gönderilen davetiyelerin konulduğu zarflara birer tülbent konulur ve ziyarete gelenler yanlarında bulundurdukları bu tülbentleri ziyaret sırasında gülsuyu (Hırkâ-i Şerîf Suyu) ile ıslatıp hürmeten saklarlardı. (Tayyarzâde, a.g.e., c.I., s. 218)

Osmanlı Hükümdârları İstanbul’dan başka bir şehrin sarayında oturdukları zaman, Hırka-i Şerîf ziyaretleri Padişah’ın olduğu şehir ve sarayda yapılırdı. İstanbul’da yapılan ziyaret merâsiminin aynısı o şehirde icrâ edilirdi.

Mesela Edirne veya Bursa Sarayı’na oturmak için giden Padişah, Hırka-i Saâdet ve Emanat-ı Mukaddese’den bir kısmını beraberinde götürürdü ve İstanbul’daki dînî merâsimlerin benzerleri o şehirdeki özel dairelerde de yapılırdı. 

II.Mustafa bütün seferlerde Hırka-i Saâdet’i yanında götürürdü.(Silahdar Fındıklı Mehmet Ağa, ”Silahdar Târihi”, I.cild, s. 183)

Osmanlıların Peygamber Efendimizin Eserleriyle Teberrükü

Osmanlıların Peygamber Efendimizin Eserleriyle Teberrükü

OSMANLI’DA MEVLİD KANDİLİ

Osmanlı teşrifâtında, Peygamber Aleyhisselâm’ın doğum günü olan 12 Rebiü’l Evvel’de düzenlenen törenlere ”Mevlid Törenleri” denirdi. Bu törenler Kânûni Sultan Süleymân döneminden itibaren saray protokolünde yer almaya başlamış ve III. Murat zamanında tamamen resmileşmiştir. Bazı vakfiyelerde Osman Gâzi zamanından itibaren mevlidin kutlandığı geçmektedir. (Ali Seydi Bey, ”Teşrifât ve Teşkilâtımız”, s. 151)

Osmanlı Devleti’nde mevlid kutlamaları tamâmen resmî olarak 16. asrın sonlarına doğru III.Murat’ın çıkardığı tezkireyle başlamıştır. Bu tezkirede kandil gecelerinde minarelerin aydınlatılması, câmi ve mescidlerde mevlid okunması, ibadet yapılması ve duâ edilmesi gibi hususlara yer verilmiştir: ”Sene-i dokuz yüz doksan altı Rebîü’l Evvel’inde Şevketlü Pâdişâh-ı ’alem-penâh tarafından tezkire-i şerîfe çıkub on ikinci isneyn gecesi sürûr-ı kâinât aleyhi’s-selâtü ve’s-selâm hazretlerinin dünyaya gelüb ’arsa-i cihâni nûrânî kıldığı şebdir ki ta’zîm ve ihtirâm itmek gerekir. Mevlidler okunub
ümmet-i günahkâr yanub yakılub şefâ’at talebiyle salât u selâma ve tesbîh ü tehlîle iştiğâl göstersünler. Ve şehr-i Recebde Regâib gecesi ve Şa’bânda Berât gecesi minarelerde kanâdîl ziyâsıyla ’alem münevver olmak ’âdet olsun deyû fermân olundu.” (Selânikî Mustafa Efendi, ”Târîh-i Selânikî”, Matbaa-i Âmire, İstanbul 1281, s. 237)

Mevlid gününden önce protokole dahil devlet adamlarına davetiyeler gönderilir, ne zaman hangi camide bulunacakları bildirilerek davetlilerin tören kıyâfetleriyle belirtilen camide bulunmaları sağlanırdı.

Törene Padişah, Şeyhu’l İslâm, alimler, müderrisler ve devletin önde gelenleri katılırdı. Şeyhu’l İslâm Mevlid Kandilinde kürsüye çıkar halka vaaz verirdi.(Teşrifâtizâde Mehmet bin Ahmet, ”Defter-i Teşrifat”)

Sarayda veya Padişah’ın katılımıyla camide büyük törenlerle okutulan mevlidlerden başka, hemen her devlet adamının ve zenginin konağında, camilerde, mescidlerde ve halktan kimselerin evlerinde de mevlidler okutulurdu.

Osmanlı alimleri mevlid kutlamasına çok önem verirlerdi. Osmanlı Devleti’nin tanınmış alimleri arasında yer alan ve yirmi ikinci Şeyhü’l İslâm’ı olan Hoca Sâ’deddîn Efendi 1568 yılında vakfettiği evinin kirasından hâsıl olan gelirin bir kısmıyla Peygamber
Efendimiz’ın doğum günü olarak kutlanan Mevlid Kandili’nde yemek pişirilip fukaraya dağıtılması ve mevlid okutulmasını şart koşmuştur. Padişah Mehmed Çelebi dönemi Osmanlı vezirlerinden  Hacı İvaz Paşa vakfiyesinde her sene mevlid okutulmasını şart koşmuştur. 

Osmanlı Padişahları’nın Mevlid Kandili’nin hürmetine bazı mahkûmları affettikleri arşiv kayıtlarında geçmektedir.

Teşekkürler:  İlahiyatçı Yazar Hıdır Kartal Hoca

YAZAR BİLGİSİ