MEHDÎ’NİN ZUHÛRU HAKTIR

Kıyâmete yakın bir zamanda zuhûr edeceğini beyan etmiştir.

Kıyâmetin küçük alâmetlerinden olan Mehdî’nin ‭ ‬çıkması sahîh Hadîslerle sâbittir.

İmam Ebû Davud, İmam et-Tirmizî, İmam Hâkim ve İmam İbn-u Hibbân şu Hadîsi rivayet etmişlerdir:

Anlamı: ”Ehli Beytimden adı benim adım gibi olan ve babasının adı benim babamın adı gibi olan insanlara hükmedecek ve yer yüzünü adaletle donatacak olan adam gelmedikçe Kıyâmet kopmayacaktır.”

Alimler İmam Mehdî ‭ ‬hakkında varit olan
Hadîslerin sahîh olduğunu belirtmişlerdir. Hatta İmam Suyûtî bu Hadîsin mânevî tevâture sahip olduğunu belirtmiştir. Hadîs ilminde kitap yazan alimlerin çoğu Mehdî’nin çıkması hakkında ayrı bir bölüm yazmışlardır. İmam Nuaym İbn-u Hammâd ”El-Fiten li Nuaym bin Hemmâd” kitabının 205. Sayfasında, Şemsuddîn el-Kurtubî, ”Et-Tezkire fî Ahvâli’l Mevtâ ve Umuru’l Âhirah” adlı eserin 691. Sayfasında, Yûsuf bin Yahyâ bin Selmî ”Ukdu’d Durar fî Ahbâri’l Muntezar” kitabında, İmam Suyûtî ”El Urfu’l Verdi fî Ahbâri’l
Mehdî” adlı kitabında, Muhammed bin Cafer el-Kettânî ”Nazmi’l Mutenâsir Mine’l Hadîsi’l Mutevâtir” kitabının 227. Sayfasında kitaplarında Mehdî’nin  zuhûruyla ilgi ayrı bir bölüm yazmışlardır. Daha başka alimler de 
Mehdî’nin  zuhûruyla ilgili kitaplarında ayrı bölümler yazmışlardır. 

Muhaddis olmayan kişilerin Mehdî’nin ‭ ‬gelmeyeceğine dair sözlerine itibar edilmez. 

MEHDİ’NİN ZUHURU HAKTIR

MEHDİ’NİN ZUHURU HAKTIR

Mu h ammed el-Berzencî

”El İşâeh Li Eşrâti’s Sâeh” kitabının 184. Sayfada buyuruyor ki: ”Hadîslerden anladım ki, âhir zamanda Mehdî’nin ‭ ‬var olacağı ve zuhur edeceği, Peygamber Efendimiz’in soyundan ve
Fatma’nın torunlarından olduğu, mânevî tevâtür derecesine erişmiştir. Bunları inkâr etmenin bir manası yoktur. Velhasıl, Mehdî’nin  ‭ ‬gelmesi ile ilgili olan Hadîsler mutevâtirdir. Aynı şekilde Deccal’in çıkması ve Meryem oğlu Îsâ Peygamber’in ‭ ‬nüzûlü de aynı şekildedir.”

Molla Ali el-Kâri

”El-Mirkâh” adlı kitabının 9.cilt 364. Sayfasında şöyle buyurmaktadır:  ”Meryemin oğlu Îsâ’dan başka Mehdî yoktur.” Hadîsinin muhaddislerin ittifakıyla zayıf olduğu bildirilmiştir. Hatta bazı alimler mevzu Hadîs olduğunu söylediler.”

Mehdî  hakkında rivayet edilen Hadîs-i Şerîfler’den bazıları şunlardır:

İmam Muslim’in Cerîrî’den, Cerîrî’nin Ebu Nadrah’tan rivayet ettiği Hadîs-i Şerif şöyledir:  ”Câbir bin Abdullâh’ın yanındaydık. Câbir Bin Abdullâh dedi ki: Rasâlullâh şöyle buyurdu (mealen): ‘Ümmetimin sonunda bir halîfe olacak, o malı saymadan serpercesine dağıtacaktır.’ ”

Ebû Said Hudrî ve Câbir bin Abdullâh dediler ki: Rasûlullâh şöyle buyurdu(mealen): ”Âhir zamanda sizin bir halîfeniz olacak ki, o malı saymadan dağıtacaktır.” (İmam Muslim, ”Sahîh”, Fiten ve Eşrâtu’s Sâ’eh)

Câbir bin Abdullâh dedi ki:

 Allâh rasûlünün şöyle buyurduğunu duydum(mealen): ”Kıyâmete kadar ümmetimden bir tâife hak üzere olup savaşacak ve muzaffer olacaktır.” Sonra buyurdu ki: ”Meryem oğlu Îsâ gökten nâzil olacak ve onların âmiri ona: ‘Gel bize namaz kıldır’ diyecek. Îsâ cevaben: ‘Hayır, sizin bazılarınız, diğer bazılarınıza amirlerdir; Bu Allâh’ın bu ümmete verdiği bir üstünlüktür’ diyecektir.” (İmam Muslim, ”Sahih-i Muslim”, İman Kitabı, ”Meryem’in oğlu Îsâ’nın Muhammed’in şeriatiyle hükümdar olarak inmesi” Bâbında)

Ebû Hurayra dedi ki: Rasûlullâh buyurdu ki (mealen): 

”İmamınız kendinizden olduğu halde Meryem oğlu Îsâ yanınıza indiğinde bakalım nasıl olacaksınız?” (İmam Buhârî, ”Sahîh”, peygamberler hakkındaki Hadîsler Kitabı)

İbn-u Mâceh ”Sünen”inde, Ebû Umâme et-Tavîl’den, Deccal hakkındaki Hadîs’i şöyle rivayet etmektedir: Ümmü Şurayk bint-i Ebi’l-Aker Efendimize : ”Yâ Rasûlullâh! O gün Araplar nerede olacak?” diye sordu. Rasûlullâh şöyle buyurdu(mealen): ”Araplar o gün az olurlar ve büyük çoğunluğu Beyt’ül-Makdis’te (Kudüs) bulunacaklar. İmamları da sâlih bir insan (Mehdî) olacaktır. Sonra imamları öne geçip kendilerine sabah namazını kıldıracağı sırada Meryem oğlu Îsâ  sabah vaktinde inecektir. Bunun üzerine Îsâ’nın ‭ ‬öne geçip cemaate namaz kıldırması için imam (Mehdî) geri geri yürümeye başlayacak. Fakat Îsâ  elini onun omuzlarına koyacak ve ona: ‘Geç öne namazı kıldır. Zira kamet senin için getirildi.’ diyecektir. Bunun üzerine imamları (Mehdî) onlara namazı kıldıracaktır.”

Ebû Nu’aym ve el-Hâris Bin Ebi Usâme (”Müsned”inde) rivayet ettiler ki: Câbir Bin Abdullâh dedi ki: Rasûlullâh buyurdu ki (mealen): ”Îsâ bin Meryem gökten nâzil olacak ve onların âmiri Mehdî ona: ‘Gel bize namaz kıldır’ diyecek. Îsâ cevaben: ‘Hayır, sizin bazılarınız, bazılarınızın âmiridir; Allâh’ın bu ümmete verdiği bir üstünlüktür bu’ diyecektir.” Aynı şekilde bu Hadîsi İmam es-Suyûtî, ”El-Urfu’l Verdî” kitabının, Mehdî ile ilgili haberler kısmında, Ebû Nuaym’den rivayet etmiştir.

Hâfız Ebû’l Hasan Muhammed Bin el-Huseyn Bin İbrâhîm Bin Âsim el-Âburri es-Sicistâni ”Menâkıbu’l İmam Eş-Şâfiî” kitabında buyurdu ki: ”Mehdî’nin bu ümmetten olduğu ve Îsâ’nın  onun arkasında
namaz kılacağı ile ilgili haberler bize tevâtür yoluyla ulaşmıştır.” Aynı şekilde bu sözü İmam el-Kurtûbî ”Et-Tezkirah” kitabının 701. ve 702. sayfalarında, el-Hâfız İbn-u Hacer ”Fethu’l Bâri” kitabının 6. Cüzünün 493.- 494. sayfalarında, el-Hâfız es-Sehâvî ”El-Fethu’l Muğîs” kitabının 4. cüzünün 21. sayfasında, el-Hâfız es-Suyûti ”El-‘Urfu’l Verdi” kitabının 1. Cüzünün 165. Ve 166. Sayfalarında ve daha başka alimler de bunu kitaplarında nakletmiş ve tasdik etmişlerdir.

Ebû Saîd el-Hudrî ‭ ‬dedi ki:

Rasûlullâh buyurdu ki (mealen): ”Mehdî bendendir; açık alınlı ve doğan burunludur; yeryüzünü, zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi, adalet ve eşitlikle dolduracaktır.” (Ebû Dâvûd, ”Sünen”, Mehdî kitabının başı, 1. Bâb)

İmam Ahmed’in Ebû Saîd Hudrî’den ‭ ‬rivayet ettiği Hadîs-i Şerîf’te Peygamber Efendimiz  buyurdu ki (mealen): ”Ümmetimden Mehdî çıkacaktır. Ömrü uzun da olsa kısa da olsa (aranızda) yedi, sekiz veya dokuz yıl yaşayacak ve yeryüzünü adalet ve eşitlikle dolduracaktır. Yer nebâtını çıkaracak ve gök yağmurunu indirecektir.” (İmam Ahmed, ”Sünen”, c:3, s: 26-27)

İmam Ahmed’in Ebû Saîd Hudrî’den ‭ ‬rivayet ettiği Hadîs-i Şerîf’te Peygamber Efendimiz buyurdu ki (mealen): ”Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğunda, ümmetimden bir adam gelecek ve yeryüzünü adalet ve eşitlikle dolduracak.” (İmam Ahmed, ”Sünen”, c:3, s: 28)

İmam Ahmed’in Ebû Said Hudrî’den ‭ ‬rivayet ettiği Hadîs-i Şerîf’te Peygamber Efendimiz buyurdu ki (mealen): ”Kıyâmet, yeryüzü zulüm ve düşmanlıkla dolmadıkça kopmayacaktır. [Yeryüzü zulüm ve düşmanlıkla dolduktan] Sonra benim soyumdan veya Ehl-i Beytimden olan bir adam çıkacak, yeryüzünün zulüm ve düşmanlıkla dolduğu gibi onu (yeryüzünü) adalet ve eşitlikle dolduracaktır.” (İmam Ahmed, ”Sünen”, c:3, s:36)

Ebû Sa’îd el-Hudrî ‭ ‬dedi ki: Rasûlullâh buyurdu ki (mealen): ”Zelzelelerin ve insanlar arasında ihtilafın olduğu bir zamanda, ümmetimden Mehdî’nin çıkmasıyla müjdeliyorum sizi. O, yeryüzünü haksızlık ve zulüm ile dolduğu gibi adalet ve eşitlikle dolduracak. Yer ve gök ehli ondan razı olacak. O, malı ‘sihâhâ’ olarak dağıtacak.” Bir adam Rasûlullâh’a ‘sihâhâ’ nedir? diye sordu.
Rasûlullâh dedi ki: ”İnsanlar arasında eşit şekilde paylaştırmasıdır.”

Ebû Saîd el-Hudrî ‭ ‬dedi ki: Peygamberimizden sonra bir hâdisenin baş göstermesinden korktuk ve Rasûlullâh’a  ‬sorduk. Rasûlullâh buyurdu ki (mealen): ”Ümmetimde Mehdî vardır; çıkacak ve beş veya yedi veya dokuz yıl yaşayacaktır.” 

Ebû Saîd el-Hudrî ‭ ‬diyor ki:

”Bu müddet nedir?” diye sorduk ve Rasûlullâh mealen) ”Senedir” diye buyurdu ve şöyle devam etti: ”İnsan ona gelecek ve ”<<Ey Mehdî! bana da ver, bana da ver!>> diyecek; Mehdî de onun esvâbını (giysisini) taşıyabildiği kadar dolduracaktır.>>” (Tirmizî,  ”Sünen”,  Fiten Kitabı, 53. bâb)

Abdullâh bin Mesut  dedi ki: Rasûlullâh şöyle buyurdu (mealen): ”Ehl-i Beyt’imden ismi ismime mutâbık olan bir kişi Araplara mâlik oluncaya kadar dünya sona ermeyecektir.” (Tirmizi, ”Sünen”, el-Fiten Kitabı, Mehdî Hakkındaki Hadîsler bâbı)

Abdullâh bin Mesut ‭ ‬dedi ki: Rasulullâh buyurdu ki (mealen): ”Ehl-i Beyt’imden ismi ismime mutâbık olan bir kişi başa geçecektir.” (Tirmizi,  ”Sünen”, el-Fiten Kitabı, Mehdî hakkındaki Hadîsler bâbı)

Ebû Saîd el-Hudrî bildirdi ki:

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur (mealen): ”Ümmetimin içinde el-Mehdî olacaktır. (Aranızda kalacağı süre) kısa tutulursa yedi yıldır, uzun tutulursa dokuz yıldır. Benim ümmetim o devirde öyle bir nimetlendirilecek ki o güne dek onun mislini kesinlikle bulmamıştır. Yer, yemişini (gıda ürünlerini) verecek ve insanlardan hiç birşey saklamayacaktır. Mal da o gün çok birikmiş olacaktır. Adam kalkıp: Ya Mehdî! Bana (mal) ver, diyecek. Mehdî de: Al, diyecektir.” (İbn Mâceh, ”Sünen” el-Fiten kitabı, Mehdî Hakkındaki Haberler bâbı)

Ebû Saîd el-Hudrî  dedi ki: Rasûlullâh dedi ki (mealen): ” Yeryüzü zulüm, haksızlık ve düşmanlıkla dolmadıkça Kıyâmet kopmayacaktır. Sonra Ehl-i Beytimden bir adam çıkacak, zulüm ve düşmanlıkla dolduğu gibi, onu (yeryüzünü) adalet ve eşitlikle dolduracak.” (İmam el-Hâkim, ”El-Mustedrak”, c.4/ s.557)

İmam el-Hâkim, Hadîsin sahîh olduğunu ve İmam Buhârî ve İmam Muslim’in şartlarına uyduğunu bildirmiştir.

Abdullâh bin Mesut  dedi ki; Rasûlullâh dedi ki (mealen): ”İnsanlara hükümdarlık yapacak, Ehl-i Beyt’imden olan, ismi ismimle, babasının ismi babamın ismiyle aynı olan bir adam gelmedikçe Kıyâmet kopmayacaktır. O (Mehdî) yeryüzünü eşitlik ve adaletle dolduracaktır.” (İbn-u Hibbân, ”Sahîh”)

Yukarıda zikredilen Hadîs ile ilgili, İbn-u Balbân’ın ”El-İhsân Bi Tertîbi Sahîhi İbn-i Hibbân” kitabının 8. Cüzünün 291. Sayfasına bakılabilir.

Ummu Seleme dedi ki; Rasûlullâh’ın şöyle dediğini duydum (mealen): ”Mehdî bendendir, Fâtima’nın çocuklarındandır.” (Ebû Dâvûd, ”Sünen”, Mehdî Kitabı 1.Bâb)

Değerli Müslümanlar! 

Konuyla ilgili, yukarda zikredilen Hadîslerden başka daha birçok Hadîs ve alim sözü bulunmaktadır. Hadîslerden de anlaşıldığı üzere, Mehdî  âhir zamanda mutlaka zuhûr edecektir. O, Peygamber Efendimiz’in soyundan olup Fâtimâ’nın çocuklarındandır (yani onun çocuklarından Hasan veya Hüseyin’in soyundan gelmektedir). Müslümanların halîfesi olacak ve yeryüzünün zulüm ve haksızlıkla dolduğu bir zamanda çıkıp, yeryüzünü eşitlik ve adaletle dolduracaktır…

İlahiyatçı Araştırmacı Yazar Hıdır Kartal

  • Yorumdan Çık