Değişim Kolay Bir Süreç Sanılmamalıdır

Değişim Kolay Bir Süreç Sanılmamalıdır

Değişim Kolay Bir Süreç Sanılmamalıdır. Daha onbeşinci yüzyılda Machiavelli, önceki düzenden çıkarı olan herkes değişimi isteyenlerin düşmanıdır demiş. Bir gözlemi daha var Machiavelli’nin: yeni düzenden çıkarı olanların bir kısmı değişimi destekler ama pasif kalırlar. Çünkü bu kişiler eski düzenden yana olanların hışmından korkarlar ve değişimin getireceği yeniliklere de güvensiz yaklaşırlar. Machiavelli, gözlemlerini şöyle sonlandırıyor: düşmanlar her zaman saldıracaktır, diğerleri ise sadece karşı koyacaktır.

Toplumun genelinde olsun ya da daha küçük çerçevede bir kuruluşta olsun değişim her zaman sancılı olmuştur. Bir taraftan değişim talepleri artarken ve değişim istenirken diğer taraftan da değişime karşı direnç ile karşılaşılıyor. Değişimin neden kolay bir süreç olmadığını anlayabilmek için, daha çok aktif veya pasif şekilde değişime karşı koyan kişilerin veya faktörlerin özelliklerine bakmak daha doğru olacaktır.

Değişim Kolay Bir Süreç Sanılmamalıdır

Değişim Kolay Bir Süreç Sanılmamalıdır

 

Bunların başında statüko geliyor. Statüko kurulu düzen demektir. Yani mevcut kurulu düzen, değişimin en büyük engeildir.

Diğer bir engel çıkar ve baskı gruplarıdır. Bu gruplar her zaman kendi özel çıkarlarına uygun değişimlerden yanadır. Aksi halde değişimin karşısında olurlar.

Bir diğer engel hoşnutlar grubudur. Göreceli olarak daha iyi yaşam standardına sahip olan bu gruptakiler, mevcut konumlarından vageçmek istemezler.

Diojen’in şu sözünü herkes bilir: gölge etme başka iyilik istemem. Bir söz daha var çok bilinen: bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın. Bu düşüncede olan insanlar genelde değişime karşı çıkmasalar da pasif davranışları ile aslında değişime katkı vermezler.

Eğitim seviyesinin düşüklüğü de değişim için bir engeldir. Bazı insanlar genelde yaşadığı çevreden bilgilenir. Doğası gereği olarak da bildiğinin doğru olduğunda ısrar ederler. Bir şekilde sabit fikirlidirler. Öğretilen bilginin taraflı olduğuna inanırlar. Bu yüzden bilgisizlik ve sabit fikirli olma, değişimin önündeki en büyük engeldir.

Gelenek ve görenekler de değişime engeldir. Bunlar değişime şüphe ile yaklaşılmasına neden olur. Lincoln demiş ki, muhafazakar olmak, eskiye hayranlık duymak, yeniye ise karşı olmaktır.

Değişimin önünde korkular da engeldir. Yeni şeylerden ürkmek ve eskiye sarılmak değişime fırsat tanımaz.

Atalet, insanlar için olsun kuruluşlar için olsun, değişmeden aynı durumda kalma eğilimi göstermek demektir. Bu yüzden atalete düşmek, değişimi de pasif bir şekilde engeller.

Değişimin bir başka engeli anlaşmazlıklar ve kıskançlıklardır. İnsanlar arasındaki çekememezlikler değişimin gerçekleşmesini de engeller.

Bir kısım insanlar da değişimi yararsız ve önemsiz görürler. Hani bir söz vardır: böyle gelmiş, böyle gider. Bu görüşte olan insanlarla bir değişim süreci yaşamak kolay değildir.

Değişime son bir engel olarak grup körlüğü de eklenebilir. İnsanlar aynı sosyal grup ve çevre içinde bulunduklarında belli bir değer yargısı kazanırlar ve bunu değiştiremezler.

Bu yazıyı Konfüçyüs’ün bir sözü ile tamamlayalım: sadece çok akıllılar ve çok aptallar asla değişmezler. Değişim Kolay Bir Süreç Sanılmamalıdır ve olmamalıdır.