Aşılama ve Bağışıklık Sistemi

Aşılama ve Bağışıklık Sistemi

Aşılama ve Bağışıklık Sistemi İmmünoloji Paul Ehrlich Kimdir ?  Edward Jenner,Paul Ehrlich,Emil von Behring ve İmmünoloji İcadı ve Mucidi ? Dünya yıllar geçtikçe küçülüyor uçaklar ve araçlar ile çok kısa sürede başka bir kıtaya gidebiliyoruz. Fakat bu seyahatlerden önce aşı için doktor ziyareti yapmalıyız. Neden mi? Amaç Hastalıklardan korunmak,domuz gribi,kuş gribi aşıları yaptırmak gereklidir. Özellikle su çiçeği çiçek hastalığı(variolasyon) binlerce insanın ölümüne yol açmıştı. Bu zararsız enfeksiyonları önlemek için aşılama bağışıklık sistemini harekete geçirmekti. Bir çok uygarlık aşı ile ilgili bilgi sahibiydi fakat yeterli seviyede değildi. Özellikle afrika da köle kızların aşıları doğduktan hemen sonra yapılır ve erken yaşlarda ölmeleri istenmiyordu. 1715 Yılında İstanbul da ingiliz büyük elçinin eşi Lady Mary Wortley Montagu aşılamayı burada öğrendi. Çocuklarınında aşılanmasını istemişti. İngiltereye döndüğünde Galler prensesinin çocuklarınına da aşı yapılması için metodu anlattı.

Aşıların öncelikle 6 öksüz çocuk ve idam cezasına çarptırılmış mahkumlarını üzerinde denenmesine karar verildi. Kısa sürede aşının etkili olduğu görüldü tüm adaya yayıldı. Peşinden tüm avrupaya yayılmaya başladı. Variolasyon çiçek hastalığı ilk zamanlarda 100 de 100 etkili olmuyordu. Aşı sırasında başka hastalıklarda taşınabiliyordu  ve dozajın azaltılması gerekiyordu. Bazı hastalar ölüyordu ve aşının geliştirilmesi için bir çok bilim adamı çalışmalar yapmaya başladı. İngiliz hekim Edward Jenner yaşadığı kasaba ve köyleri tek tek gezerek görevini yapıyordu. Beklenmedik bir anda aşı yöntemi buldu. Veteriner hekim Edward janner büyük baş(inek,dana,tosun,buzağı) hayvanlardaki çiçek hastalığı ile ilgileniyordu.

İneklerdeki çiçek hastalığı memelerinde sivilce benzeri etkiler gösteriyordu, fakat inekleri sağımını yapan çiftlik görevlileri veya köylüleri bu hastalık çok nadir etkiliyordu. ineklerden çiçek hastalığı bulaşan kişilerde ise hastalık çok hafif şekilde etkiliyordu. Jennerin bir başka görevide aşılama variolasyon yapmaktı. Hastaların elde edilen irinlerinden, sivri çubuklarla diğer hayvan sahipleri ve çalışanların derilerine sürüyordu.

Aşılama

Aşılama

Yıllarca gözlemler yaptı ve 12 mayıs 1796  yılında kendisini sonuca götürecek deneyi yaptı. Civar köylerden birinde genç bir kız inek çiçek hastalığına yakalanmıştı. Köye gidip kızı buldu ve 8 yaşındaki bir erkek çocuğa genç kızdan aldığı irini sivri çubukla aşılama yaptı. Çocuk kısa sürede çiçek hastalığına yakalandı ve kısa sürede iyileşti. 6 hafta sonra 8 yaşındaki çocuğa gerçek çiçek virüsü enjekte etti. Beklediği gibi çocuk hastalanmadı. Tüm deneylerini yaptıktan sonra bir makale yazarak Londra bilim grubuna gönderdi. Buradaki bilim adamları hayvan hastalığından insanların tedavi edilebileceğini abzurt buldular ve makaleyi Jennere geri gönderdiler. Jenner umutsuzluğa kapılmadı ve 1799 yılında aşıya karşı çıkan bütün soruları cevaplayan bir kitap yazdı. Tüm soruları çürüttü ve kitabı ilgiyle okunmaya başladı. Bu yöntem hızla yayıldı ve inek aşılama sistemi kullanılmaya başladı. 1802 yılında İngiltere parlamentosu Jennera 8000 pound ile ödüllendirmişti. 26 ocak 1823 yılında öldü. Çiçek aşısı tüm dünyada kullanılmaya başlandı. Fakat aşı hakkında detaylı bilgi ve yan etkileri bilinmiyordu.

Bu detaylar ancak 100 yıl sonra 2 alman araştırmacı  Paul Ehrlich ve Emil von Behring tarafından açıklanabildi. Vücuttaki mikroplara antikorlar yapışır ve yıkıcı hücreler gelerek bu hastalığı yok eder. Difteri kuşpalazı hastalığı için serum geliştirildi. Önceki yıllarda çiçek  ve difteri hastalığı nedeniyle bir çok insan ölmüştü. Fakat artık aşılarla bu hastalıklardan korunmak mümkündü. Bir çok aşı kampanyası ile aşılamalar gerçekleşti.

Aşılama sonrası gebelik belirtileri? Aşılama ile hamile kalanlar? aşılama ücreti ne kadar? Aktif pasif aşılama sonrası?Ağaç aşılama? aşılama fiyatları? su çiçek hastalığı bitki aşılama aşılama nedir?

Su Çiçeği Hastalığı Nedir ?

Su Çiçeği Hastalığı Nedir ? Viral bir hastalık olma özelliğini taşıyan suçiçeği hastalığı bulaşıcı bir özellik gösterir. Varicella-zoster isminde bir virüsün sebep olduğu hastalık genellikle 5-10 yaşları arasındaki çocuklarda görülmektedir. Bu hastalığa yakalanan çocuklarda sıvı kaybı fazlalaşır. Yüksek ateş ve kaşındı çok fazla görülür. Bu hastalığa karşı bağışıklık kazanmak için aşı yapılmaktadır. Eğer su çiçeği geçiren biriyle aynı yerde bulunuyorsanız ve bağışıklık kazanmamış yani aşı olmamışsanız birkaç saat içinde hastalık size de bulaşacaktır.

Kış aylarının bitimine doğru daha çok ortaya çıkan hastalığın belirtilerine biraz göz atalım. Hastalık belirtilerden birkaç hafta önce başlayarak ilk belirtiler gözünüze çarpana kadar kuluçka dönemi geçirir. Sanki bir soğuk algınlı gibi belirtiler taşıyarak kendini gösterir. Yüksek ateş bu hastalıkta dikkat edilmesi gereken belirtilerden bir kaçıdır. Daha sonra hastalığın kendini fark ettirdiği vücudun su toplamışçasına kabarması, benek benek baloncuklar oluşması etkileri görülür. Daha sonra bu baloncuklardaki sular zamanla yaranın kabuk bağlamasına benzer bir tarz halini alır ve kurur.

Bu döküntü vücudun belirli bölgelerinde genellikle gövdeden başlamak üzere bir hafta sürer. Bu dönemde hasta çok fazla kaşıntı sorunu yaşamaktadır. Eğer kaşıntıya hâkim olamazsanız hastalığı kaşıdığınız yerden alıp başka yere taşıyabilirsiniz. Döküntü ortaya çıktıktan sonra bekleyip çocuğun ateşinin düşmesini izlemelisiniz. Eğer ateş bu süre zarfında düşmezse başka hastalıkların ortaya çıktığının belirtisi olabilir. Bu hastalığın özel bir tedavisi olmamakla birlikte ateş düşürücüler kullanılabilir, kaşıntıyı önlemek için kullanılabilecek olan ilaçları doktorunuzla görüştükten sonra kullanmalısınız.

Hastalığın iyileşme sürecinde kesinlikle aspirin kullanılmaması gerekir. Bu dönemdeki aspirin kullanımı hastanın çok daha büyük rahatsızlıkla geçirmesine sebebiyet verir. Bu hastalığın bulaşma şekilleri hava yolu ve temasla olacağı için hastalık geçiren kişinin toplum içinde bulunmaması gerekmektedir. Bu dönemde hastalık geçiren çocuk okula gönderilmemelidir. İnsanların kendilerini korumak için aşı yaptırmaları gerekmektedir.

Grip Aşısı

Grip aşısı çocukken olduğumuz aşılardan farklı olarak her kış mevsimi başlangıcında grip olmamak üzere vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmek amacıyla yapılmaktadır. Her aşı sisteminde olduğu gibi grip aşısında da zayıflatılmış grip virüsü vücuda verilmekte ve vücudun bu virüse karşı bağışıklık sistemini güçlendirmesi sağlanmaktadır. Ancak son zamanlarda grip aşısının vücuda gereksiz yere virüs vermekten başka bir işe yaramadığı konusunda görüşler ortaya çıkmıştır. Grip yapan virüslerin çok çeşitte olması ve virüslerin her sene genetik olarak kendilerini değiştirdikleri bilindiğinden aşıların ise asgari bir sene öncesinden hazırlanması gerektiğinden yapılan aşıdaki virüs ile karşılaşma olasılığınız oldukça düşük olmaktadır. Yani vücudunuz size yapılan aşıdaki virüse göre antikor üretip vücudunuzu hazırlamaktadır ama vücuda bambaşka bir virüs girdiğinde aşı olmamış gibi yine hazırlıksız yakalanmaktadır.

Oysa aşılama olmak yanında vücudunuzun bağışıklık sistemini genel olarak güçlendirdiğinizde bu virüsü aldığınızda vücudunuz zaten hızla antikoru üretmektedir ve hastalık çok hafif atlatılmaktadır. Vücudun bağışıklık sistemini bozan hastalıklarınız varsa o zaman bu aşıyı olmanız gerçekten fayda verebilmektedir. Böyle bir hastalığınız yoksa vücudunuzun bağışıklık sistemini beslenme düzeniniz ile yeterli meyve ve sebze alımıyla güçlendirebilirsiniz. Bir kere hasta olup hafif olarak atlattığınızda ise korkmayın. O kışın virüsü bir daha sizi hasta edemez. Aşı olmasanız bile.

Aslında iki tip grip aşısı bulunmaktadır. En yaygın olarak kullanılan ve ülkemizde de bulunan grip aşısı ölü grip aşısıdır. 2003 yılında canlı ve zayıflatılmış grip virüsü içeren grip aşısı için ülkemizde de ruhsat alınmıştır ancak bu aşının uygulanabileceği gruplar oldukça kısıtlı sayıdadır ve aşı genel kullanım amacından uzaktır. Her yıl ilaç sektöründeki araştırmacılar ve üreticiler, bir sonraki grip sezonunda hastalık yapması muhtemel grip virüslerini tahmin edip bu virüslere karşı aşı geliştirmektedirler. Grip aşısı genel olarak üç tip grip virüsü içermektedir; aşının içinde iki adet A tipi ve bir adet B tipi virüs bulunmaktadır.

Grip aşısı her sene Eylül ayından başlayarak tüm grip sezonu boyunca uygulanabilmektedir. Bu aylar içinde aşılanmak genellikle grip salgınının en yoğun olduğu aylar olan Aralık sonundan Mart başına kadar olan dönemde korunmayı sağlayabilmektedir. Bununla birlikte bu dönemde grip aşılamasını gerçekleştiremeyen kişiler gecikmiş olmakla birlikte Şubat-Mart aylarında bile grip aşısı olabilmektedirler ve bundan dahi fayda görebilirler. Yolculuk yapan kişiler için tropik bölgelerde yıl boyunca, güney yarım kürede ise Nisan-Eylül ayları arasında grip sezonu olduğunu unutmamak gerekmektedir.

Grip salgınları çok geniş çerçevede iş kayıplarına ve hatta bağışıklık sistemi zayıf bebekler, çocuklar ve yaşlılarda ölümlere dahi sebep olabilmektedirler. Her hastalık için salgını önlemede olduğu gibi grip salgınlarının önüne geçmenin yolu da aşı yapmaktır. Salgınları önlemede en önemli faktör bakım evlerinde kalan kişilerin ve çalışanların ve grip açısından yüksek risk grubunda olan kişilerin her yıl grip aşısı ile aşılanması olmaktadır. Grip açısından yüksek risk taşıyan grupla temas eden doktorlar, hemşireler ve hastane, uzun süreli bakımevi, poliklinik gibi sağlık hizmeti veren tüm kuruluşlarda çalışan personel de öncelikle hastalıkla mücadele ettiklerinden aşılama için hedef gruplardır.

Bunu Biz Bulduk İbni Sina 980-1037.

Orta çağda hastalıkları sadece büyücülerin yada cadıların tedavi edebileceği düşünülüyordu? Bazı Türk ve müslüman bilim adamları son yüzyılda bulunan icatları ve buluşları 500 800 1000 yıl önce ön görmüştür. Bunlardan biride Tıp bilimine katkıları bilinen İbni Sina’dır. Bağışıklık sistemini bulmuş ve açıklamıştır. Bunu yanı sıra Akşemseddin louis Pasteur den yıllar önce mikropları bulmuştu.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir