• 05.10.2015
  • 1.432 kez okundu

Yunus Emre Kimdir ?

Yunus Emre Kimdir Hayatı

Allah Aşkıyla yanıp kavrulan derviş  Yunus Emre Kimdir Hayatı  hakkında bilgiler biyografisi. ‘ ’Yunus Emre’nin Ölümünden yaklaşık olarak 100 sene sonra, bir gezgin Yunus’un köyüne gelir. Köyün ileri gelenleri, gezgini karşılar, ona köyün konak evini tahsis ederler. Gezgin, akşam olunca, konağa çekilir, gece uyumadan önce, her zaman yaptığı gibi; gördüklerini yazmak ister. Ancak titreyen kandil ışığında kâğıdının bittiğini görür. Yeni kağıdı kalmamıştır. Sonra köy konaklarının deposu aklına gelir, alır kandilini eline ve depoya doğru gider. Depo’da, kağıt için bakmadık köşe bırakmaz, ancak bir türlü bulamaz aradığını. Sonra, tam depodan çıkacakken, ayağı bir çıkıntıya takılır. Kader tatlı tesadüflerinden birini göstermiştir yine. Çıkıntıyı yoklar, orada bir kapak olduğunu fark eder, eliyle zorlar, ve kapağı kaldırır. İşte koca bir asır sonra, Yunus’un hazinesi gün yüzüne çıkmıştır tekrardan.’’

Yunus Emre’nin hayatı hakkında bilinenler çok azdır. Öyle ki, doğum tarihinin hangi yıl olduğu konusunda, kendi yazdığı bir beytinden çıkarımlarda bulunulabilinmiştir. Anadolu Selçuklu Devleti’nin dağılmaya ve Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde küçük-büyük Türk Beylikleri’nin kurulmaya başlandığı 13. yüzyıl ortalarında, Eskişehir’in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy’de doğduğu varsayılmaktadır.

Henüz delikanlı yaşındayken, Babasını kaybetmesi üzerine, annesi ile yaşamaya başlamıştır. Bir gün evlerinde buğday bitince, Anası buğday bulması için onu pazara yollar. Pazarda, parasını kaybeder. Hüzünlü hüzünlü eve doğru yola koyulmuşken, bir Dergâh’a rastlar.

Kapıyı çalar, buğday istemek için. Yunus’u karşılayan Hoca, Yunus’un isteğinin üzerine; ‘’Buğday mı istersin yoksa himmet mi?’’ diye sorar. Yunus; ‘’ Buğday isterim, der.’’ Hoca tekrar, sorar;  ‘’Buğday mı istersin yoksa himmet mi?’’ Yunus düşünür, Hoca’nın aynı soruyu iki kez sormasının üzerine. Ancak cevabı değişmemiştir, tekrar; ‘’Buğday isterim.’’ Der. Hoca, Ambara gidip istediği kadar buğdayı alabileceğini söyler. Yunus, eşeğinin taşıyabileceğinden fazla buğdayı yüklenir, Fazlasıyla, istediğini almış olmanın verdiği sevinçle yola koyulur.  Ancak eşeği, yüklenen fazla buğday yüzünden daha fazla dayanamaz. Yıkılıverir yola. Bunun üzerine de tüm buğdaylar saçılır, savrulur. Yunus kara kara düşünür. Hoca’nın haklı olduğunu, ona gidip himmet alması gerektiğine karar verir. Tekrar geri döner. Hoca’dan himmet ister. Ancak, Hoca; himmetin bu kapıdan çıktığı, Anadolu’nun bir köşesinde ki Taptuk Emre’nin dergahına giderse bulabiliceğini söyler. Yunus, Anadolu’yu karış karıl dolaşır. Taptuk Emre’nin dergahını bulur. Ömrünün geri kalanını burada geçirir.

Yunus Emre eserlerini daha çok Türkçe kaleme almıştır. O da, Mevlana gibi evrensel bir şairdir. Yunus, insan olan herkese karşı; fakir, zengin, Hıristiyan ve Müslüman ayrımı yapmayan, engin sevgiyle bağlıdır. Ondaki insan sevgisi, insanda Allah´tan bir parça, ondan gelip bedenlenmiş bir cevher bulunduğunu bilmesindendir. Yunus, işte bu parçanın bütününe yani Allah’a âşıktır. O’nu gönlünde bilmenin heyecanıyla vurgundur. Bu heyecanı, Musa Peygamber´in konuştuğu çoban kadar saf bir gönülle duyar; aynı saflıkla söyler. Yeryüzünde bir ömür boyu vatanından uzak kalmış bir insan hüznüyle Yunus´un Allah diyarına karşı sonsuz hasret duyması da bundandır. Yunus, ömrü boyunca böyle bir hasretin hummalarıyla yanmış, şiirlerine bu hummanın hareketini vermiştir.

Yunus Emre Kimdir ?

Yunus Emre Kimdir ? sorusuna çokça şahit olmuşumdur. Sazını sesini hatta yılını duyduğumuz bu saygı dıyulan kişiyi merak etmediniz mi? Biz sizler için araştırdık.

Yunus Emrenim Hayatı ve Eserleri Kapsamlı Harika bir Özet

Anadolu Selçuklu Devleti’nin dağılmaya, Osmanlı Beyliği’nin oluşmaya başladığı bir dönemde meydana gelen Yunus Emre,Orta Asya’dan Anadolu’ya göç eden bir ailenin çocuğudur.Yunus Emre’nin şiirlerinden anlaşılacağı gibi savaşlardan her zaman nefret etmiştir.Ona göre Tanrı her insanın içindedir.Tanrı’yı başka yerde aramak zaman kaybından başka bir işe yaramaz.Emre,sevmenin bir bilgelik olduğunu savunmuştur.

Yunus Emre’nin ailesi 1200’lü yıllarda Hazar Denizi’nin güneyinde yer alan Horasan’da yaşıyordu. Horasan’daki obalar da zaman zaman Moğolların saldırılarına uğruyordu. Saldırılarından bıkan bu insanlar,canlarını kurtarmak için yaşadıkları topraklardan göç etmek zorunda kalıyorlardı.1238 yılında başlayan bu yolculuk,en çok çocukları ve kadınları etkiliyordu.

Özellikle de hamile olan Melek kadını.Melek kadın yolculuk sırasında bir erkek çocuk doğurdu.Oba beyi Şeyh Hacı İsmail,torununun karısı Melek kadının bu doğurduğu bu çocuğa Yunus adını verdi.1238’de dünyaya gelen bu çocuk,o günden sonra obanın uğuru sayıldı.Türkmen soyundan gelen Yunus,göç yollarında dünyaya geldiği için doğum yeri tam olarak bilinmiyordu.Yolculuk o kadar uzun sürdü ki Yunus Emre 6 yaşına bastığında oba halkı ancak Van Gölü kıyısındaki Ahlat’a gidebilmişti.Yol boyunca konaklayarak buraya gelen oba halkı,en çok Larende’yi beğendi.(Larende bugünkü Karaman’ın eski adıdır.)

Akıllı,terbiyeli bir çocuk olan Yunus,akranlarıyla fazla oynamıyor,yalnızlıktan hoşlanıyordu.Köye bir de okuma odası yapıldı.Çocuklar burada Yunus’un dayısı ve amcasından ders almaya başladılar.Yunus Emre şiir okumaya,şiirlerin satırlarındaki saklı anlamları çözmeye bayılırdı.Yunus Emre,yüreği insan sevgisiyle çarpan bir insandı.Yunus’un tek amacı halk tarafından sevilen,sayılan biri olmaktı.Şiirlerinin halka ulaşması için bilim dilinin Türkçe olmadı gerektiğine  inanıyor,şiirlerini Farsça veya Arapça değil Türkçe yazıyordu.Şiirlerinde insanlara maddi zenginlik aramak yerine,iç dünyalarını zenginleştirmenin daha doğru olacağını,sorunlarını çözerken başkalarına zarar vermemeleri gerektiğini anlattı.

Yunus’a göre Tanrı’ya ulaşmanın birçok yolu vardır.Bu yollardan en doğrusunu bulabilmek için insanın önce kendisini iyi yetiştirmesi gerekir. Yunus Emre,Tanrı’ya ulaşabilmenin yolunu insanlara yardım ederek onları severek dargınlıklara,savaşlara son vermek için çaba göstererek bulmuştu.

Yunus Emre’nin evinden obayı mutlu eden bir haber geldi.Yunus Emre’nin bir kızı olmuştu.Yunus’da Larende’de ve Konya’da bulunduğu dönemlerde Hacı Bektaşi Veli’nin adını ve ününü çok duymuştu.

Yunus,dağdan topladığı alıçları eşeğine yükleyip  Hacı Bektaşi Veli’nin dergahına gitti.Halkı için tohumluk ve yemeklik buğday istedi.Yunus’un ulu bir kişi olacağını sezen Hacı Bektaşi Veli,ona dergahında kalmayı teklif etti. Ancak Yunus,halkın aç olduğunu,kendisine buğdayın gerekli olduğunu söyledi.Bunun üzerine Yunus’a isteğinden çok daha fazla buğday verildi.Hacı Bektaşi Veli,Yunus’un pişmanlık duyup döneceğini yanındakilere söyledi.

Gerçekten Yunus,yolda yaptığı hatayı anladı.Pişmanlık duyarak Hacı Bektaşi Veli’nin dergahına döndü.Hacı Bektaşi Veli Yunus’a Taptuk Emre’ye gitmesi gerektiğini söyledi.Artık Yunus’un amacı bir an önce Taptuk Emre’ye gidip onun öğrencisi olmaktı. Taptuk Emre’de onun aralarına katılmasından çok hoşnut oldu.Bu arada yıllarca Taptuk Emre’nin verdiği dersleri aldı,öğütlerini dinledi.Bir gün Taptuk Emre Yunus’a öğretebileceği her şeyi öğrettiğini ve artık bilgelik yolunda yalnız yürümesi gerektiğini söyledi.Bunun üzerine Yunus oradan ayrılıp ailesinin bulunduğu Sarıköy’e yürüdü.Yunus’un bilge sözlerle süslediği şiirlerinin ünü Anadolu’dan Horasa’a,Hazar Denizi kıyılarına yayılmıştı.Medreselerde,dergahlarda,tekkelerde onun şiirleri okunuyor;ondan söz ediliyordu. Ancak Yunus daha katletmesi gereken çok uzun bir yol olduğuna inanıyordu.

Yunus sırasıyla Amasya,Tokat ve Sivas’a giderek oralarda bulunan Bektaşi ve Ahi dergahlarında konakladı,dervişlerle sohbet etti.Sivas’tayken Tebriz’e gidecek olan bir kervanın varlığından haberdar oldu ve onlara katıldı.3 ay süren yorucu bir yolculuktan sonra Tebriz’e vardı.Tebriz o günlerde değişik dinlere,inançlara,milliyetlere sahip insanların bir arada yaşadığı güzel bir yerdi.Yaza doğru başka bir kervana katılarak önce Van’a oradan da Ahlat’a,Bitlis’e,Diyarbakır’a ve Urfa’ya gitti.Baharda bugünkü Suriye topraklarında yer alan Halep ve Şam’a gitti.Bir süre de orada kaldıktan sonra artık evine dönme zamanının geldiğini anladı.Sonunda Sarıköy’e döndüğünde aradan 10 koca yıl geçmişti.Bu arada köyde çok şey değişmiş,annesini,babasını ve dayısını da kaybetmişti.Bu acıya o yokken ölen Hacı Bektaşi Veli ve Mevlana’nın acıları da eklenmişti.Onu teselli eden tek şey kızlarına kavuşmuş olmasıydı.

Köyünde köylülerin de yardımıyla bir dergah açtı. Öğrencisi olmak isteyen herkesi dergahına kabul etti.Dergahında hiçbir zaman siyasi çıkarlara,görev veya para kavgalarına yer vermedi.

Yunus Emre

Yunus Emre

Şiirlerini Türkçe yazarak Türkçenin yaygın bir dil olması için elinden geleni yaptı.Kızlarını evlendirerek mutluluklarına ortak oldu.Köylülerin ısrarı üzerine kendisi de yeniden evlendi.Ölümünden 70 yıl sonra Divan adlı bir eserde şiirleri toplandı.Zaman içinde Anadolu’da yazılan binlerce şiirin ona ait olduğu iddia edilse de yapılan araştırmalar sonucu Yunus Emre’ye ait 357 şiir olduğu tespit edilmiştir.Yunus Emre’nin doğum ve ölüm tarihleriyle ilgili en önemli belge,Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde bulunan bir el yazması belgedir.O belgeye göre Yunus,82 yıl yaşamış ve 720 yılında ölmüştür.

Yunus’un yeri de tam olarak bilinmediği için birçok yerde ona ait mezar veya türbe bulunmaktadır.Yunus Emre’nin barışa ve sevgiye verdiği önem nedeniyle UNESCO,1991 yılını tüm dünyada Yunus Emre Yılı ilan etmiştir.

Yunus Emre Kimdir,hayatı,şair yunus,kimdir,nedir,nedere yaşamış,hangi yıllarda yaşamış,yunus emre doğum tarihi,ölüm tarihi,yunus emre nerede doğdu,eserleri.

Etiketler: / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Domain