• 27.10.2014
  • 1.497 kez okundu

Psikoloji Bırakmayan Mekanlar

Psikoloji Bırakmayan Mekanlar

Psikoloji Bırakmayan Mekanlar. Hayatımızı sürdürdüğümüz mekanlar, bazen bütün bir huzurumuzun sebebi olurken kimi kez de başlı başına bir stres kaynağı olabiliyor… İşte bir kaçı:

Psikoloji Bırakmayan Mekanlar

Darmadağın ya da Karmakarışık Bir Oda

Yoksa sizde evden ya da okuldan gelir gelmez kıyafetlerini yatağının üzerine, kitaplarını ortalığa saçan, sonra da geçici bir rahatlama hissi ile odayı öylece bırakanlardan mısınız? Hatta itiraf edin şimdi; odanız her gün biraz daha kalabalıklaşıyor ve günlerce hatta aylarca dağınık kalıyor… Yoksa daha geçen gün ders çalışmak isteyip de masayı darmadağın görünce vaz mı geçtiniz? Odanız artık oturulmayacak hale gelmişse siz fark etmeseniz de zihninizde tehlikeli çanlar çalıyor ve zihniniz size şu mesajı veriyor: bu odada hiçbir şey yapılmaz. Bunal, sıkıl, kaç!

Dağınık bir oda, insan psikolojisi üzerinde olumsuz etki yaratıyor. Bu etki kendisini daha çok bunaltı, sıkılma, hiçbir şey yapmak istememe, işlerini sürekli erteleme şeklinde gösteriyor.  Oysa işten ya da okuldan gelince kıyafetlerini düzenlice kaldırmak, çalıştıktan sonra çalışma masasını ya da kitap dolabını onarmak ve bu tarz bir düzeni alışkanlık haline getirmek insana uzun vadede ‘düzenli bir hayat’ yaşadığının sinyallerini vermeye başlıyor.

Psikoloji Bırakmayan Mekanlar

Psikoloji Bırakmayan Mekanlar

Odalar, ne kadar derli toplu ve sade olursa insanı o derece kolay rahatlatıyor. Dağınık olmayı bir özgürlük gibi algılayanlara hatırlatmakta fayda var: etrafa eşyalar saçılmış bir oda psikolojiyi de dağıtıyor. Üstelik dağınıklık içinde insan bir süre sonra ortamın halinden kendini sorumlu hissetmeye başlıyor.. ‘Bugün toplarım, yarın toplarım’ diye düşünen bir zihin için bir süre sonra dağınıklık tek başına bir stres kaynağına çevriliyor.

Tabiri yerindeyse ‘çerçici dükkanı’ na dönmüş, eşyalarla karmakarışık bir oda, kalabalık içine girmekle aynı psikolojik etkiye yol açıyor. Gereksiz ya gereğinden büyük aksesuar ve eşyalar da odada kalabalık yaratarak dağınıklıkla aynı etkiyi yaratıyor.

Dışarıda Hayat Var mı? Penceresiz Mekanlar…

Bir mekan ne kadar ışıklı ve havadar olursa o derece yaşanabilir demektir. Bunun yanında pencereler, yeterli ışığı sağladığı gibi insanı dış dünyaya bağlayarak psikolojik bir rahatlamaya da yol açıyor.  Perdeleri çekip bir hafta kendinizi bir odaya kapattığınızı düşünün… Hayattan izole olmaya başladığınızı hissedersiniz. Çünkü dışarıyı görmek, sizden başka bir hayatın varlığını hissettirir ve buna ihtiyacı vardır insanın. O sebeple pencereleri yetersiz mekanlar, işyerleri ya da evler uzun vadede bireyin psikolojik sağlığını olumsuz etkiler. Hatta depresyonu tetikler, hastalıklı ruhu daha da sarsar.

İncir Reçeli filmini izleyenler hatırlar… Bir sahnede yazar kahramanımız kendini yazmaya veriyor ve notlarını pencereye yapıştırdıkça, günden güne azalan ışıkla birlikte dış dünyadan kopuyor. Onun bunalımlı psikolojisini anlatmada boğucu, ışıksız bir ortam güçlü bir metefor olarak kullanılıyor.

 Koyu Renk Hakimiyeti

Hiç düşündünüz mü duvarlar hemen hemen her renge boyanır ama çok koyu renklere ya da siyaha asla! Çünkü sağlıklı bir mekan önce ferah olmalıdır, bu da baskın olarak açık renge boyanmış duvarlarla sağlanır. Genelde küçük odalarda açık renk mobilyalar kullanılması da bundandır. Bir mekan ne kadar koyu renge hakimse ya da mekanda gölge alanlar ne kadar çoksa o mekan o derece iç karartır, insanı bunaltır ve mekanı  küçülür!

 

Mekan ve Psikoloji

Mekan ve Psikoloji

Önüm, Arkam, Sağım, Solum: Ben!

Mekanlarda ayna çok dikkatli kullanılmalıdır. Her ne kadar ayna bir aksesuar olarak derinlik sağlayıp küçük mekanları daha geniş gösterse de yeri iyi ayarlanmadığında rahatsız edici olabilir. Bir odada sabahtan akşama kadar nereye baksanız kendinizi görmeyi ister miydiniz? Ya da ne tarafa dönerseniz dönün aynalar yoluyla birilerinin yüz ifadenizi fark ettiğini düşünün… Tam bir gerilim kaynağı!

Daracık Koridorlar

Küçük evlerde kaçınılmaz bir şekilde her gün arşınladığımız daracık koridorlar, geniş bir oda ya da salonda son bulmazsa halimiz ne olurdu? Düşünsenize, uzun, daracık bir koridor, etrafınızda hiçbir şey görmediğiniz… yürümesi tam bir işkence. Dikkat ederseniz en güzel tablolar, aynalar geniş mekanlara sılır ama daracık bir koridora asla. Çünkü dar koridor, gitmek istediğimiz yere ulaşmamız için hızla geçilen bir yoldur yalnızca ve onun bunaltıcı havası güzel bir tabloyu dahi taşıyamaz!

Etiketler: / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Domain