• 19.01.2015
  • 6.128 kez okundu

Kaç Çeşit Enerji Santrali Vardır?

Kaç Çeşit Enerji Santrali Vardır?

Kaç Çeşit Enerji Santrali Vardır? Dünya üzerinde yaşayan insan sayısı arttıkça ve teknoloji geliştikçe enerjiye duyulan ihtiyaç maksimum seviyeye ulaşmıştır. Bu ihtiyacı karşılamak adına çeşitli enerji üretimi yapabilecek ve aynı zamanda dağıtabilecek merkezler kurulmuştur. Bu merkezler Sanayi İnkılabıyla birlikte İngiltere’de kurulmaya başlanmış ve günümüze kadar çok hızlı bir şekilde yayılmıştır. Yukarıda anlatıldığı gibi hammaddeyi çeşitli enerjiye dönüştürebilen ve dağıtımını sağlayabilen merkezler santral adında genel bir isme kavuşmuştur.

Santrallerin pek çok farklı türü vardır. Bunlar teknolojinin gelişmesiyle doğru orantılı olarak çeşitlenmiştir. Fakat santrallerin tarih boyunca oluşturulmasının yegâne nedeni elektriğe duyulan ihtiyaç olmuştur. Bu enerjiyi üretmek adına tarihsel süreçte ilk kullanılan hammaddeler kömür ve sıvı yakıtlar olmuş, teknolojinin gelişmesiyle birlikte biyo enerji tekniği bulunmuş ve daha çevre dostu olduğu için dikkatleri üzerine çekmiştir.

Fakat maliyetinin yüksek olmasından dolayı tekrar fosil yakıtlara dönülmüş II. Dünya Savaşı’ndan sonra atom teknolojisinin üretilmesiyle beraber enerji üretmek kullanılan teknoloji çağ atlamıştır. Bu teknoloji enerji ihtiyacını yüksek oranda karşılasa da sonuçları ağır olmakla birlikte insanların çevreci örgütlerle protestosuna hedef olmuştur. Son zamanlarda bazı devletler çevreye verilen zararı azaltma konusunda maddeler içeren Kyoto protokolü imzalanmıştır. Kendi çıkarlarına ters düşen devletler ise buna tepki göstermiştir. Dünya devi Amerika ise dev güneş panelleri kurarak biyo enerji adına önemli bir adım atmıştır.

Sonuç olarak şu an dünya üzerinde pek çok enerji santrali türü vardır. Bunlar nükleer, termik, hidrolik, jeotermal, güneş, rüzgâr, gaz ve kombine olarak 8 farklı sınıfa ayrılmıştır.

Enerji üretmek bir ülke için çok önemlidir. Enerji üretelim lakin tasarrufu her zaman yapalım. Yarınlar için gelecek için tasarruf en iyi enerji kullanımıdır. Kaç Çeşit Enerji Santrali Vardır?

Enerji Çeşitleri Nelerdir?

Enerji Çeşitleri Nelerdir? Enerji, fizikte en önemli terimlerden biridir ve sözcük anlamı olarak iş yapma kapasitesi demektir. Enerjiler yok edilemez ve yoktan var edilemezler. Ancak birbirleri arasından dönüşüm yapabilirler. Bu dönüşüme enerji dönüşümü adı verilir. Bir enerjinin dönüşebileceği birçok enerji çeşidi vardır. Bunlar; potansiyel enerji, kinetik enerji, ısı enerjisi, elektrik enerjisi, ışık enerjisi, kimyasal enerji, nükleer enerji ve ses enerjisi olarak 8 çeşittir.

Kinetik enerji ve potansiyel enerji enerjinin iki temel öğesidir. Potansiyel enerjiye kısaca durum enerjisi diyebiliriz. Çünkü potansiyel enerji cismin konumu ve durumuna bağlıdır. Kinetik enerji ise hareket enerjisidir. Hareketsiz cisimler kinetik enerjiye sahip değillerdir. Cisimlerin sıcaklıkları yüzünden sahip oldukları enerji çeşidi ise ısı enerjisidir. Her madde ısı enerjisine sahiptir. Diğer bir enerji çeşidi olan elektrik enerjisi de adı üstünde elektrik yüküne bağlı olan enerji çeşididir.

Karanlık bir ortamı aydınlatmak istediğimiz zaman ise ışık enerjisine başvururuz. Maddelerin kimyasal reaksiyonlara girmesi sonucu açığa çıkan enerji türü ise kimyasal enerjidir. Fisyon ve füzyon sonucunda oluşan enerji türü de nükleer enerjidir. Son olarak sesin de bir enerjisi olduğunu ispat etmemiz gerekirse buna kanıt olarak yüksek sesli ortamda camların kırılmasını verebiliriz.

Yazıda bahsedilen bu bütün enerji çeşitlerinden günümüzde insan hayatını kolaylaştırmak gibi farklı birçok alanda faydalanılmaktadır. Santraller aracılığıyla da birbirine dönüştürülebilen enerji çeşitleri bulunduğumuz teknoloji çağında insanoğlunun en önemli gereksinimlerindendir.

Kaç Çeşit Enerji Santrali Vardır

Kaç Çeşit Enerji Santrali Vardır

Kaç Çeşit Enerji Santrali Vardır?

Nükleer Enerji Santrali Nedir?

Nükleer Enerji Santrali Nedir? Yakın zaman içerisinde zararları ve yararları en çok tartışılan santral türü nükleer enerji santralidir. Kimi uzmanlara göre çevreye ve insan sağlığına çok ciddi derecede zarar verdiği öne sürülen nükleer enerji santralleri kimi uzmanlar tarafından ise pek çok yararı olan bir santral türü olarak nitelendiriliyor. Nükleer santrallerinin en büyük savunucusu NASA’ya göre nükleer santraller termik santrallerin neden olacağı ölümleri azaltmaktadırlar. Aynı zamanda termik santrallerin doğaya yayacağı yaklaşık 64 gigaton karbondioksit salınımının da nükleer santraller sayesinde önüne geçildiği iddia edilmektedir. Şimdi bu kadar tartışmaya sebep olan nükleer santrallerini incelemeye başlayalım.

İlk olarak nükleer enerji santrallerinin hammaddelerinin radyoaktif maddeler olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bu santrallerde radyoaktif maddeler kullanıldığı için diğer santrallere nazaran nükleer enerji santrallerinde daha farklı daha sıkı güvenlik önlemleri alınmaktadır. Gerek farklı teknolojik nitelikler barındırması zorunlu olmasından, gerekse tehlikeli hammaddeler kullanılmasından dolayı nükleer enerji santrallerinin dünyada bulunduğu ülke sayısı diğer santral sayılarına göre çok sınırlıdır. Öte yandan bir nükleer santral kurulmak isteniyorsa öncelikle zenginleştirilmiş uranyuma sahip olmak gerekir. Nükleer enerji santrallerinde de fizyon ve fisyon tepkimeleri sonucunda elektrik enerjisi elde edilir.

Hakkında birçok tartışma yapılsa da iyi inşa edilmiş bir nükleer santrali kurulmuş olduğu ülkenin ekonomisine büyük bir katkı sağlar. Santraller arasında teknoloji açısından ulaşılmış en uç nokta olan nükleer santrali enerji üretimi açısından çok önemli bir yere sahiptir.

Kombine Çevrim Santrali Nedir ?

Kombine çevrim santrali nedir? Tam adıyla Kombine Çevirim Termik Santralleri olarak adlandırılan ve fosil yakıtların yakılması sonucu elektrik enerji üretilen santrallere kombine çevrim santrali denir. Kombine çevrim santrallerinde başlıca kullanılan fosil yakıtlar akaryakıt, doğalgaz ve kömürdür. Kullanılan hammaddeler göz önünde bulundurulduğunda çevreye zarar veren bir santral çeşidi olduğu görülmektedir. Fosil yakıt kullanımına dayalı bir sistemle çalıştıkları için doğalgaz çevrim santrallerinin hammaddeleri yenilenebilir özellikte değildir.

Kombine çevrim santrallerinde iki çeşit türbin bulunmaktadır. Bunlar gaz ve buhar türbinleridir. Bu türbinler elektrik enerjisi üretiminde önemli birer role sahiplerdir. Kombine çevrim santrallerinde amaçlanan asıl durum atık ısı ve gazları kullanarak elektrik üretmek ve verimi arttırmaktır. Kombine çevrim santrallerinin gaz santrallerinden farkı daha verimli olmalarıdır. Bu da ülke ekonomisine pozitif anlamda büyük bir katkı sağlar. En az maliyetli kombine çevrim santral türü ise doğalgazı yakıt olarak kullanan kombine çevrim santralleridir. Kombine çevrim santralleri aşırı derecede verimli santraller olmasalar da bu santrallerden elde edilen verim P ` gibi çok da düşük olmayan bir orandadır. Kombine çevrim sisteminin tarihini inceleyecek olursak 1950’lere inmemiz gerekiyor. İlk kombine çevrim santrali 1950 yılında kurulmuştur ve günden güne modernleşen ve değişen uygulamalarıyla günümüzdeki şeklini almıştır.

Verimliliği bir nebze de olsa artırabildiği için gaz santrallerine tercih edilen kombine çevrim santralleri de diğer santraller gibi enerji üretimi konusunda insanların yardımcısı olmaya devam etmektedirler.

Doğalgaz Santrali Nedir?

Doğalgaz Santrali Nedir?   Gün geçtikçe artan teknolojik alet sayısı, insan popülasyonu ve her alandaki gelişim sebebiyle elektriğe duyulan ihtiyaç had safhaya ulaşmıştır. Bu ihtiyacı karşılamak adına kurulan birçok santral türünden biri de doğalgaz santralidir. Doğalgaz santralleri teorik olarak termik ve nükleer santrallerle aynı şekilde çalışmaktadırlar. Doğalgaz santrallerinin bölümlerini sıralayacak olursak bunlar; gaz türbini, kazan ve buhar türbinidir. Bu santral türü bazı yönleriyle avantajlı bir santral türüdür ancak bazı yönlerden de büyük dezavantajlara sahiptir.

Doğalgaz santrallerinin en önemli avantajı çevreyi kirletmemesidir. Bu özelliğiyle dünyamızın geleceği adına kurulmaları çok doğru olan doğalgaz santrallerinin en büyük handikabı ise yakıt kapasitesinin dünya üzerinde azalmış olması. Yakıt kapasitesi azlığından dolayı doğalgazın maliyeti çok artmıştır ve alım gücü az olan ülkeler bu yakıtı satın alma konusunda zor duruma düşmektedirler. Petrol türevi bir ürün olan doğalgaz yer kabuğunun içinde bulunur. Bu yüzden jeotermal kaynaklar gibi coğrafi konuma bağlı bir kaynaktır. Bu kaynağa sahip ülkeler diğer ülkelere hem yakıt olarak kullanmaları hem de santraller aracılığıyla elektrik enerjisine dönüştürebilmeleri için doğalgaz ihraç etmektedirler. Örneğin Türkiye de Rusya ve İran başta olmak üzere birçok ülkeden doğalgaz almakta ve bunu çeşitli alanlarda kullanmaktadır.

Kısacası çevre dostu olan doğalgaz santralleri hammaddelerinin yüksek maliyetli ve dünya üzerinde bulunan doğalgaz rezervlerinin azalmasından dolayı çok da tercih edilmeyen bir santral türüdür.

Jeotermal Enerji Santrali Nedir?

Jeotermal Enerji Santrali Nedir? Jeotermal kelime anlamı olarak termal-ısı anlamına gelmektedir. Jeotermal kaynaklar ise yerin altında birikmiş ısı nedeniyle oluşan kimyasal içerikli sıcak sular, buhar ve gazların bütünüdür. Jeotermal santraller ise yer altında bulunan bu jeotermal kaynakları ham madde olarak kullanarak öncelikle elektrik enerjisi üretmek adına kurulan sahalardır. Buradan çıkaracağımız sonuç jeotermal enerji santrallerinin dünya üzerindeki dağılımında en büyük etkenin coğrafi koşullar olduğudur. Aynı zamanda jeotermal kaynakları diğer santrallerin hammaddelerinden ayıran birçok önemli özelliği vardır.

Jeotermal kaynakların en önemli özelliği; tükenmez olmasıdır. Diğer hammaddeler düşünüldüğünde bu özellik jeotermal kaynakların biraz daha ön plana çıkmasını sağlıyor. Jeotermal kaynaklar tükenmez olmalarının yanı sıra yenilenebilir ve sürdürülebilirdir. Verimliliği de %95 civarında olan jeotermal enerji santralleri cezbedici yanlarıyla jeotermal kaynaklara sahip ülkeler için önemli bir enerji üretim alanı oluşturmaktadır. Doğal bir kaynak olduğu için doğru bir şekilde kullanıldığında çevreye zarar da vermeyen jeotermal enerji santralleri geçmişte olduğu gibi gelecekte de enerji üretiminde başvurulacak en önemli santral sistemlerinden biri olacaktır.

Jeotermal kaynakların enerji üretimi için kullanımı 1904 yılına kadar uzanmaktadır. 1980’li yıllara gelindiğinde üretim kapasitesi artırılmış ve gelişen teknoloji sayesinde de teknik kapasitesi üst seviyelere kadar ulaşmıştır. Günümüzde jeotermal enerji santrallerinin çalışmasında direkt buhar, flaş buhar, ikili akışkan olarak üç farklı sistem kullanılmaktadır. Ancak genel felsefe jeotermal kaynakların ısıtılması sonucu oluşan buharın türbinleri çevirmesi ve türbinlerin ısı enerjisini elektrik enerjisine çevirmesidir.     

Rüzgar Enerjisi Santrali Nedir?

Rüzgar Enerjisi Santrali Nedir?  Yüksek basınç alanlarından alçak basınç alanlarına doğru yatay bir şekilde gerçekleşen hava hareketine rüzgâr denir. Rüzgâr enerjisi ise hareket halinde bulunan havanın sahip olduğu enerjidir. Bu enerjiye tam olarak rüzgârın kinetik enerjisi adı verilir. Rüzgâr enerjisini kullanarak elektrik enerjisi üretmek için kurulan alanlara ise rüzgâr santrali denir.

Rüzgar santralleri, basit bir sistemle çalışırlar. Rüzgâr şiddetinin yeterli olduğu yerlere kurulan büyük pervaneler rüzgârın etkisiyle kendilerine bağlı olan şaftı çevirirler. Bu sisteme bağlı jeneratör ile de pervanelerin dönmesini sağlayan rüzgârın kinetik enerjisi elektrik enerjisine çevrilmiş olur. Rüzgâr türbinleri en basit şekliyle üç ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar; pervane kanatları, şaft ve jeneratördür. Pervane kanatları rüzgârın esmesiyle dönmeye başlar. Pervaneler dönmeye başladığı an şaft da döner elektrik enerjisi elde edilmiş olur. Günümüzde bu şeklinden farklı modern tasarımlı ve daha karmaşık yapılara sahip rüzgâr türbinleri de bulunmaktadır. Türkiye’de de genelde eski tip türbinler yerine modern rüzgâr türbinleri kullanılmaktadır.

Basit bir sistemle çalışabilmesinden dolayı rüzgâr enerjisi santrallerine uygun ortam koşullarının olduğu yerlerde sıkça rastlanılmaktadır. Bunun yanı sıra sürdürülebilir ve yenilenebilir bir enerji türü olan rüzgâr enerjisi çevreye de minimum düzeyde zarar vermektedir. Rüzgâr enerjisi santrallerinin ses kirliliği, görüntü kirliliği ve radyo, tv antenlerinde bazı parazitlenmelere yol açmalarının dışında çok ciddi zararları bulunmamaktadır. Bu zararlar göz önünde bulundurulduğunda diğer birçok santral türünden daha fazla çevre dostu olduğunu söyleyebiliriz.

Hidroelektrik Santral Nedir?

Hidroelektrik santralleri hammadde olarak suyun kullanıldığı enerji üretim sahalarıdır. Bu santrallerde barajlarda toplanan suların elektrik enerjisine çevrilmesi sağlanır. Enerji dönüşümü temel alınarak yerçekiminin sahip olduğu potansiyel enerji ilk olarak kinetik enerjiye daha sonra türbinler yardımıyla potansiyel elektrik enerjisine dönüştürülür. Hidroelektrik santrallerinin verimi bağlı olduğu akarsuyun akış hızı ve debisiyle doğru orantılıdır. Bu sistemde frekans tutma terimiyle tabir edilir.

Binlerce parçadan oluşan hidro elektrik santralleri diğer santral türleri gibi birçok ana bölüme sahiptir. Bunlar; su tutma yapısı, su alma yapısı, iletim kanalı, cebri (basınçlı) borular, salyangoz, türbin, jeneratör, transformatörler, şalt alanı gibi ana bölümler ve sayamadığımız diğer teçhizatlardır. Hidroelektrik santralleri bugün dünyada birçok ülkede kullanılmaktadır. Fakat potansiyel açısından diğer türdeki santrallerden daha düşük bir etkiye sahiptir. Ek olarak hidroelektrik santraller diğer bazı türlere göre atık bırakma konusunda daha çevrecidir.

Hidroelektrik santralleri herhangi bir kimyasal atık bırakmasa da kuruluşundan faaliyete geçtiği andan itibaren bulunduğu yaşam alanını yok olma noktasına getirir ve bulunduğu akarsuyun etrafındaki doğal yaşamı tehdit eder. Bunlara örnek verecek olursak; etraftaki ağaç ve canlı varlığının yok olması, su altında kalan şehirler nedeniyle insan hayatı ve kültürüne darbe vurması hidroelektrik santrallerinin dezavantajlarından sadece bazılarıdır. Bugün gerek ülkemizde olsun gerek diğer ülkelerde olsun hidroelektrik santrali çevresinde yaşayan halkların protestosuyla karşılaşılmıştır.

Sonuç olarak saydığımız dezavantajların diğer santrallere göre daha küçük çapta ve etkisinin kısa süreli olmasından dolayı güneş enerjisi gibi tercih edilebilir ve dünya kimyasal atıkların bıraktığı etkilerden bir nebzede olsa kurtarılabilir.

Güneş Enerjisi Santrali Nedir?

Güneş Enerjisi Santrali Nedir? Dünyamızın yaşam kaynağı olan güneşi enerjiye çevirme fikri ilk olarak 20. yy. ın ikinci yarısında hayata geçirilmiştir. Biyo enerji sistemli, diğer santralleri göz önünde bulundurduğumuzda çevre dostu sayılabilecek bir santral türü olan güneş enerjisi santrallerinin sayısı günümüzde ciddi bir artış göstermektedir. Diğer santral türlerinden en büyük farkı hammaddesinin dünya dışı bir formdan elde edilmesidir. Ancak güneş enerjisi santralleri yüksek maliyeti ve yerine göre düşük veriminden dolayı pek tercih edilmemektedir.

Güneş enerjisi santrallerinin çalışma şeklini kısaca özetleyecek olursak; güneş ışığından gelen enerji parçacıkları devasa ebatlardaki güneş pilleri tarafından elektrik enerjisine çevrilmektedir. Güneş pilleri bu enerji dönüşümünü fotovoltaik olmalarından dolayı kolayca sağlayabilmektedirler.  Fransa’daki güneş enerjisi santrali ise diğer güneş enerjisi santrallerinden farklı bir biçimde çalışmaktadır.

Aynaların kullanıldığı bu santralde yakıt maliyeti sıfırdır ve günümüzde kullanılan diğer güneş enerjisi santrali sistemlerine yeni bir yol gösterecek cinstendir. Dünyanın en büyük güneş enerjisi santrali ise 2014 yılında resmi törenle açılan Amerika Birleşik Devletleri’nin sahibi olduğu Kaliforniya ve Nevada eyaletlerinin sınırındaki devasa santraldir. Bu alanda söz sahibi diğer ülkeler ise Almanya, İsrail’dir. Japonya’nın ise bu alanda çeşitli çalışmaları vardır.

Şu an için dünya genelinde yüksek maliyetli olduğu için pek yaygın olmasa da bilim adamlarına göre çevreye verdiği zararın minimum düzeyde olmasından dolayı geleceğin enerji kaynağı olarak görülmektedir.

Termik Santral Nedir?

Termik santraller enerji üretmek adına kurulan en eski enerji üretim ve dağıtım merkezlerinden biridir. Kömür ve sıvı yakıt gibi hammaddeler suyu buharlaştırmak için yakılır ve oluşan buhar sayesinde türbinlerin döndürülmesi sağlanır ve elektrik enerjisi üretilmiş olur. Elektrik enerjisinin yanı sıra üretilen buhar ve sıcak suyun borularla uzun mesafelere taşınması enerji kaybına yol açacağından gemi, sanayi tesisleri, yakın yerleşim yerlerinin ısıtılmasında kullanılır.

18. yy da pistonlu buhar makinaları James Watt tarafından mekanik güç kaynakları için kullanılıyordu. Ancak 1892 yılında buhar türbinlerinin pistonlu buhar makinalarına göre daha hızlı ve kararlı bir yapıya sahip olduğunun fark edilmesiyle buhar makinalarının yerini buhar türbinleri almıştır. 19. yy. ve 20. yy. başlarında termik santrale sahip olmak bir ülkenin gelişmişliğini ve teknolojik yönden üstünlüğünü gösteren bir sembol haline gelmiştir. Bu ülkelere en iyi örnek İngiltere’dir. İngiltere termik santralin öncüsü olmasından dolayı çağının tartışmasız süper gücü haline gelmiş ve diğer ülkeler gelişmeye giden yolda enerji üretiminin önemini fark etmiş ve bu da onları termik santral kurma yolunda hemfikir olmalarını sağlamıştır.

19. yy. ve 20. yy başlarında enerji üretimi adına en popüler kuruluşlar olan termik santraller günümüzde çeşitli santral türlerinin ortaya çıkmasıyla eski popülaritesini kaybetmiştir. Fakat teknolojik olarak yüksek seviyeye ulaşamamış ülkeler nükleer enerji santrali gibi yüksek teknoloji isteyen santral kuramamış bu da termik santralin günümüzde varlığını halen sürdürmesin sebep olmuştur.

Ülke ekonomisi için kendi enerjimizi kendimiz üretmemiz gerekmektedir. Türkiyenin tüm dinamiklerini çalıştırmak gereklidir.

Etiketler: / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Domain